Facebook grubumuz:
<
Sitemizde Googledan kaynaklanan bir sorun çıkmıştır. yeni alanımız
http://turkiyegercekleri.wordpress.com/
meşhur masonlar...
SİYÂSİLER,SİNEMA-TİYATRO,TELEVİZYON,EĞLENCE,SANAYİCİ,İŞADAMI... Ve Daha Fazlası

Kürt Sorununun İslam’la İlgisi

Kürt Sorununun İslam’la İlgisi

[24 Aralık 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Hürriyet yazarı Yalçın Bayer’in 6 Aralık tarihli köşesi “Kürtlerin isyanının İslam’la ilgisi yok” başlığını taşıyordu. Sayın Bayer, “İslamcı yazarlar ülkemizdeki Kürt sorununun geçmişte yaşanmamış, modern bir sorun olduğunu, kökeninin Cumhuriyet’le birlikte İslam’dan uzaklaşmakta aranması gerektiğini iddia ediyorlar” diyor ve sonra da bu yoruma karşı çıkıyordu. Dayanağı ise, Cumhuriyet öncesinde de pek çok “Kürt isyanı”nın varlığıydı.

Oysa mesele o kadar basit değil. Evet, Osmanlı döneminde de bir dizi “Kürt isyanı” oldu, ama bunlar, Cumhuriyet zamanındakilerin aksine, “Kürt milliyetçiliği”ne dayanmıyordu. Hemen hepsi 19. yüzyılda yaşanan bu ayaklanmalar, imparatorluğun merkezileşme çabasından rahatsız olan yerel liderlerin tepkileriydi. Zaten bu yüzyılda, özellikle Tanzimat döneminde, sadece Kürt bölgelerinde değil Anadolu’nun dört bir yanında bir sürü isyan ve direniş yaşanmıştı. Meselenin detaylarını merak edenler, “Kürt Sorununu Yeniden Düşünmek” adlı kitabıma başvurabilir.

Gerçekte Osmanlı’ya karşı kitlesel bir “Kürt ihaneti” hiç olmadı. Aksine, Kürtlerin ezici çoğunluğu, Birinci Dünya Savaşı ve Milli Mücadele yıllarında düşmana karşı Türklerle omuz omuza savaştı. Sarıkamış’ta verdiğimiz 60 bin şehidin çoğu, imparatorluğun Kürt evlatlarıydı. Bir avuç Kürt entelektüel Sevr’de “Kürdistan” için lobi yapınca, doğu Anadolu’daki din adamları ve eşraftan protesto telgrafları yemişlerdi.

“Peki ne oldu da işler değişti” derseniz, Sayın Bayer’in kabul etmek istemediği gerçekle karşılaşırsınız. Çoğu son derece dindar olan Kürtler, Milli Mücadele sonrasında kurulan yeni rejimin Türkçü ve katı laik karakteri karşısında hayal kırıklığına uğramış, bu da Kürt milliyetçiliğini körüklemiştir. Bu, “İslamcıların iddiası” değil, akademik dünyada kabul gören tarihsel bir gerçektir. Örneğin Kürtler konusunda dünyadaki önemli uzmanlardan biri olan Hollandalı antropolog Martin van Bruinessen, Dersim olaylarını inceleyen bir makalesinde şöyle der:

“Kurtuluş Savaşı sırasında yapılan Müslüman birliği çağrıları, Kürtler arasında milliyetçi ajitasyonlardan daha etkili olmuştu. Ama Türkiye laikleştirme işine giriştiğinde bu birliğin temeli ortadan kalktı. Kemalistler, birleştirici bir unsur olan İslam’ın yerine Türkiye-temelli bir milliyetçilik koymaya çalıştılar. Böyle yaparak da, korktukları milliyetçi Kürt reaksiyonunu kendileri provoke etmiş oldular.”

Eminim bunun üzerine bazı okurlar “ne yani, Osmanlı devam mı etseydi, modern bir ulus-devlet kurmasa mıydık” diye itiraz edeceklerdir. Oysa ortada böyle bir ak-kara ikilemi yoktur. Cumhuriyet’in başlangıcında da yoktu. Kazım Karabekir’in liderliğindeki Terakkiperver Fırka, daha ılımlı, tedrici ve “dine hürmetkar” bir modernleşme öngörüyordu. Kürt sorununu da “zorla Türkleştirme” yoluyla değil, ekonomik gelişme, hürriyet ve “ortak değerler”le çözmeyi amaçlıyordu. Ama partinin yaşamasına izin verilmedi…

Terakkiperver Fırka’nın izleri üzerinde yürüyen Ak Parti’nin bugün Kürt vatandaşlarımız arasında büyük teveccüh görmesi bir rastlantı değil. Aynen “Halk Fırkası”nın devamı olan bugünkü CHP’nin son seçimlerde güneydoğu’da hezimete uğramasının bir tesadüf olmayışı gibi.

Einstein’in ünlü sözüdür: "Bir problemi yaratan zihni, aynı düzeyde çalıştırarak o problemi çözemezsiniz" der. “CHP zihni”nin Kürt sorunuyla ilişkisinde tam da böyle bir sorun var. Hatta durum daha da kötü: Söz konusu zihin, problemi çözmek şöyle dursun, anlamakta bile zorluk çekiyor.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: December 24, 2007 11:42 AM


10/7/2008 | Kategori: Kurt Sorunu | Yorum ( yok ) Yorum yaz! Baglanti

Kürtler İçin, Kürtlere Rağmen

Kürtler İçin, Kürtlere Rağmen

[27 Şubat 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Şu günlerde ordumuz PKK’ya karşı Kuzey Irak dağlarında kahramanca mücadele ediyor. Biz de milletçe sınır ötesine kulak kabartmış, hangi mevkide hangi çatışmanın yaşandığını izler durumdayız. PKK’nın “askeri” yönüne bir hayli vakıf olduk yani. Ama bu terör örgütünün bir de hiç atlamamız gereken “ideolojik” yönü var.

Bu yöne ışık tutan enteresan bir anekdot, bir ay kadar önce büyük bir gazetecilik başarısı göstererek Kandil Dağı’na çıkan Ahmet Altan ve Yasemin Çongar’dan gelmişti. Taraf gazetesi adına PKK’nın yönetim kadrosu ile konuşan bu ikiliden ilki, terör örgütünün “laiklik” anlayışı konusunda şu ilginç notu düşmüştü:

 

“Yemekte ‘türban’ konusu açılıyor. Ve Yasemin’in deyimiyle ‘Kemalist bir PKK’ çıkıyor karşımıza. Türbanın serbest bırakılmasına şiddetle karşı çıkıyorlar. Öyle şeyler söylüyorlar ki türbanla ilgili, o konuşmaları bir CHP kurultayında yapsalar ortalık alkıştan kırılır.”

“Dağ”dan böyle incilerin saçıldığı sırada “ova”dan da paralel mesajlar geliyordu. DTP milletvekili Aysel Tuğluk, 3 Şubat tarihli Radikal’de yayınlanan yazısında “ılımlı İslam denilen projeye” karşı “laik, aydın ve Kemalist güçler” ile “Kürt siyaseti”nin ittifak yapması gerektiğinden söz ediyordu.

Ancak aralarında Sayın Tuğluk’un da bulunduğu DTP milletvekilleri, üniversitede başörtüsüne özgürlük getirecek anayasa düzenlemesinin lehinde oy kullandılar. Bu çelişki acaba nereden geliyor?

Bunun iki cevabı var. Birincisi, bir yandan “Kürtlere özgürlük” derken öte yandan “başörtüsüne yasak” istemenin siyaseten tutarlı durmaması. İkincisi ise, DTP’nin muhafazakar “tabanı” ile laikçi “tavanı” arasındaki uçurum. Kürt aydını Altan Tan yakın zaman önce buna işaret etmiş ve durumu “DTP'nin tabanı AKP gibi, kadroları CHP gibi” diye özetlemişti. DTP, “başörtüsüne hayır” deseydi, tabanından büyük tepki alırdı.

Peki “taban” ile “tavan” arasındaki bu uçurum nereye varacak?

Ben, PKK’nın yakın gelecekte iyice zayıflayacağını, onun “siyasi kanadı”nın da daha ılımlı bir çizgiye kayacağını tahmin ediyorum. (Ve dahası umuyorum!) Ancak olmaz ya, farz-ı muhal, eğer işler onların hayal ettiği gibi gider de bir gün bir “Kürdistan” kurup başına geçerlerse, neler olacağını kestirmek mümkün: Bu “çağdaş” devlete yaraşır bir “ulus” yaratmak için otoriter kolları sıvayacaklar. Aysel Tuğluk’un deyimiyle, “tamamen iyileşmemiş eski bir hastalık” olan dinin toplumsal yaşamdan kazınması işine girişecekler. Bugün “Kürtlere özgürlük” diyenler, yarın “Kürtler için, Kürtlere rağmen” diyecek.

“Nereden biliyorsun” derseniz, “biz bu filmin ilk bölümünü gördük ve ikincisinin eskizleri de tıpa tıp aynı” derim. Bugün Kürt milliyetçileri arasında 1930’lardaki “Türk Tarih Tezi”nin kopyası olan fantaziler, “Kürt ırkının Ari kökeni”ne dair efsaneler dolaşıyor. Kürtçü ideologlar, İslam öncesi döneme ait hayali bir “altın çağ” yaratmaya uğraşıyor. Zaten hali hazırda da Türk ve Kürt ırkçıları aynı telden çalıyor. Cumhuriyet gazetesinde yazan emekli general Osman Doğu Silahçıoğlu, “Türklerin asıl dini Şamanizm’dir” derken, eski DEP milletvekili Hatip Dicle de “Kürtlerin asıl dini Zerdüştlük’tür” diyor.

Her iki taraf için de sorun, İslamiyet’in etnik kimlikleri ikinci plana atan ortak bir “Müslüman kimliği” sağlaması. Durum, Naziler’in “Alman ruhunu öldürdüğü için” Hıristiyanlık’tan nefret etmelerine benziyor. Aysel Tuğluk’un “gerici tarikat ve cemaatler”in “Kürt siyasal hareketini geriletmesinden” endişe etmesi boşuna değil. En az Kuzey Irak’taki “askeri mücadele” kadar önemli olan “ideolojik mücadele”de, en çok o yüzden batağa saplanmış durumdalar.

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: February 27, 2008 2:37 PM


10/7/2008 | Kategori: Kurt Sorunu | Yorum ( yok ) Yorum yaz! Baglanti

Eğer 1923’te Halka Sorulsaydı...

Eğer 1923’te Halka Sorulsaydı...

[7 Temmuz 2008 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

Geçen hafta sonu, Abant Platformu'nun “Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak” başlıklı 17. toplantısındaydım. Yüzün üzerinde aydın, Türkiye’nin Kürt meselesini nasıl çözebileceğini tartıştı. Ortak görüş, bu meselenin Türkiye’nin “demokrasi sorunu”nun bir parçası olduğu ve ancak demokratikleşme ile çözülebileceğiydi.

İyi ama zaten sorunumuz da bir türlü demokratikleşememiz. Çünkü bu konuda ülkede bir “konsensüs” yok. Jakoben seçkinler, “Cumhuriyet”i korumak için demokrasinin bazen rafa kaldırılmasında yarar olduğunu ileri sürüyor. Zaten bu görüşü sık sık eyleme de geçiriyorlar.

Bu zihniyetin kökeni ise, malum, Tek Parti dönemine uzanıyor. Bu yıllardaki otoriter rejimi savunanlar, “biz bu Cumhuriyet’i kurup devrimlerini yaparken halka sormadık, sorsaydık elbette kabul etmezlerdi” diyor. Sonra da halkın cehaletinden, köylülüğünden, “aydınlanmamış”lığından yakınıyorlar. Bizden bekledikleri de, tüm bunları dinleyip “adamlar haklı, gerçekten de halka danışsalardı halimiz nice olurdu” dememiz, kendilerinin demokrasi karşıtlığına hak vermemiz.

Oysa bu kadar saf olmamak için iyi nedenler var. Öncelikle bugünün Türkiyesi 1920’lerdekinden çok farklı. Türkiye artık çok daha eğitimli, görgülü, dünyaya açılmış, zenginleşmiş bir toplum. Halbuki 1920’lerde “halka sormamış” olmaktan gurur duyanlar bugün de hala “milli irade”yi hiçe saymaktan gocunmuyor.

Meselenin asıl kurcalamak istediğim yönü ise, bugünle değil, doğrudan 1920’ler ve 30’larla ilgili. “Eğer o zaman halka sorsaydık” diye lafa başlayanlar, halka sormadan aldıkları her kararın doğru olduğunu baştan kabul edip ondan sonra nutuk çekiyorlar. İyi ama, yaptıkları “devrim”in içeriğindeki her şey gerçekten de doğru muydu?

Örneğin, Kürtçe’nin yasaklanmasını ve Kürt vatandaşların zorla asimile edilmek istenmesini ele alalım. Bu, 1920’lerde “halka sorulmadan” başlatılan işlerden biriydi. Bununla kalınmadı, 1930’larda resmen Türk ırkçılığı da yapıldı. Resmi kurumlar “Güneş Dil Teorisi” gibi zırvalar uydurdu, “Türk kafatasının özellikleri” hakkında safsatalar düzdü.

Bunlar, umulanın aksine “asimilasyon” değil “tepki” üretti ve Kürt milliyetçiliğini körükledi. Aradan geçen 80 yıldan sonra bugün oldukça ciddi bir “Kürt sorunu”muz var. Bu sorunun çıkışında devletin yürüttüğü inkar politikasının rolü olduğu ise, artık emekli generaller tarafından bile kabul ediliyor.

Peki acaba 1920’lerde halka sorulsaydı ne olacaktı? Dönemin kudretlileri, “biz, bin yıllık Kürtleri Türkleştirmeyi, bunun için de dillerini yasaklamayı düşünüyoruz, ne dersiniz ey ahali” deselerdi, muhtemelen “ne lüzum var, oturun oturduğunuz yerde” cevabını alırlardı.

Çünkü toplumlar, onları binlerce yıl boyunca ayakta tutmuş değerlere ve geleneklere sahip çıkar. Tüm bunları bir kenara atıp salt “akıl” yoluyla her şeyi yeni baştan kuracağını iddia eden “toplum mühendislerine” direnirler. Bize de bu direnmenin hep “gericilik” olduğu söylenir. Oysa, Edmund Burke veya Friedrich Hayek gibi düşünürlerin işaret ettiği gibi, masa başında yeni bir dünya kurmaya karar veren hayalperestlerin toplumun gelenek ve değerleriyle dengelenmesi, aslında iyidir. Eğer bu olmazsa, o zaman “akıl ve bilim”e dayandığını iddia eden uçuk bir kadro, toplumu felaketlere sürükleyebilir. Komünist rejimlerde olduğu gibi.

Devrimcilerimizin “halka sormadan” yaptıkları diğer işleri de eleştirmek, örneğin “dil devrimi”nin büyük bir “kültürel fakirleşme” yarattığını söylemek mümkün. Bana en çarpıcı gelen ise, devrimin bugünkü çocuklarının, hem kendi halkından hem de dünyadan korkan, komplo teorilerinden başka hiç bir alanda yaratıcılık gösteremeyen, paranoyak ve aşırı milliyetçi bir kitle oluşturması. Meyveleri böylesine acı bir olan ağacın kökünde de ciddi problemler olsa gerek…

Yazan: Mustafa Akyol Tarih: July 7, 2008 8:26 AM


10/7/2008 | Kategori: Kurt Sorunu | Yorum ( yok ) Yorum yaz! Baglanti

TürkSolu faşizmi!

Türkiye'de yükselen ırkçılığın en ilginci 'Türk Solu' olmalı. Türksolunun ırkçı ve faşizan önerileri!

Nasyonal sosyalizmin Türkçesi!
Siyaset kulvarının sağından tam gaz ilerlemeye devam eden Türk Solu, Türkçülülük adına Ülkücüleri bile solladı geçti. İşte Türk Solu'ndan Hitler'i aratmayan öneriler..


Garip bir sol dergi;
Ankara'da, geçen yıllarda, rektörlerin mitinginde; "ordu göreve" pankartı açan Türk Solu Dergisi, "Kürt sorunu"çözümü için yaptırdığı önerilerde Hitler'i aratmayan çözümler sundu okurlarına: Türk Solu Dergisi, okurlarına 'Kürtçe konuluşan minibüse bile binme' diyecek kadar 'nasyonal sosyalist' bir tutum sergiledi:

"Kürt sorunu yok, Kürt istilası var!"denilen derginin son sayısında: Türk oğlu, Türk kızı, Türklüğünü koru" diye çağrı yapılıyor;

İşte Türk solu dergisinden, çatışma ortamını artıracak öneriler;

1- Her Türk, alışverişini mutlaka Türkten yapmalıdır. Kürde aktarılan para PKK’ya maddi destek demektir. Türk, bu maddi desteği kesmezse, hem Türklerin mali gücü olmayacaktır, hem de Kürdün altında ezilecektir.

2- Her Türk, Türkçe konuşmalıdır. Bunu da İstanbul şivesi ile konuşmalıdır. Dil varsa millet vardır. Ancak şehri istila eden Kürtler kendi dillerini hakim kılmaktadır. Bunlarla temas içinde Türkler de şivelerini bozmakta, Türkçe konuşsa bile adeta Kürt şivesiyle Türkçe konuşmaktadır.
TV’lerdeki Kürt dizilerinin, Kürt müziğinin, her adım başı Kürtçe müzik çalan barların, kasetçilerin, minibüslerin ortasına düşen Türk ister istemez lisanını yitirmektedir.
Buna direnmek için: Türk, Kürt dizisi izlemez. Kürtçe müzik dinlemez. Kürtçe müzik çalan barlara gitmez. Kürtçe konuşulan minibüse binmez. Kürtçe kaset satan dükkandan alışveriş yapmaz.

3- Türk, ancak modern şehir hayatında kendini ifade edebilir. Türk medeniyeti, köyden gelen etkilere kapatılmalıdır. Köy, her halükarda Kürtçülüğün yaşam alanıdır. köylü kafası, bugün şehirleri Kürt kültürüne teslim etmiştir.

4- Türkler, yemeklerine sahip çıkmalıdır. Türk’ün damak tadı, Kürt yemekleri ile yer değiştirmektedir. Türk’ü kebaba, lahmacuna mahkum eden anlayışla mücadele edilmelidir. Yemek, kültür savaşının bir parçasıdır. Mc Donaldslar ne kadar tehlikeli ise Kürt mutfağı da o kadar tehlikelidir. Başka kültürlerin yemeklerini yiyen kültürler asimile olur. O nedenle Türk, Türk mutfağına sahip çıkmalı, başka şeyler yememelidir.

5- Her şeyden önce Türk üremelidir. Artan her bir Türk bebesi, bizi Ergenokan’dan çıkartacak bir kurtarıcıdır.

Derginin başayazarı Gökçe Fırat'ta, başyazısında ilginç bir çağrıda bulunuyor;

İşte Fırat'ın yazısı;

"Bizce de bir Kürt sorunu vardır, o da Türklerin Kürtleşmesi sorunudur. cumhuriyet’in ilanından bugüne, bir dönem ivme kaybetse de, Türkler Kürtleştirilmektedir. Gerçekten de 1927 yılından 1935’e gelindiğinde Güneydoğu’da 206 bin olan Türk nüfus, 228 bine çıkmış, buna karşın 543 bin olan Kürt nüfus 765 bine çıkmıştır. Bu doğum oranları arasındaki farkla açıklanamayacak bir olgudur. Kürtler Türklerin 10 katı artmıştır. Bununsa tek bir sebebi vardır, Türkçe konuşanlar dillerini yitirmekte, Kürtçe konuşmaya başlamakta ve yavaş yavaş Kürtleşmektedir. İşte devlet, Atatürk’ün başında olduğu devlet sorunu böyle ortaya koymuştur.
Bugün Türkiye’nin hem köyleri, hem şehirleri, hem de geçiş bölgeleri Kürtleştirilmiştir. Böyle bir noktada ortada bir Kürt sorunu, hele hele demokratikleşme sorunu olmadığı açıktır. Sorun, Türk nüfusun baskı altına alınması ve eritilmesidir. O halde çözüm, Türk’ün Türklüğünü koruması olmalıdır. Bugün PKK terrü ile mücadelede en önemli nokta budur. PKK, Kürtleşmeden güç almaktadır. Türkler Türklüğünü korursa PKK zayıf düşecektir. Bu ise askeri değil toplumsal bir çözümü gerektirir. Türk, kendi sorununu kendisi çözecektir. Her şeyden önce Türk üremelidir. Artan her bir Türk bebesi, bizi Ergenokan’dan çıkartacak bir kurtarıcıdır. "

Türk solu dergisinde ayrıca Kürtlerin istila haritasını içeren ilginç bir 'yayılma komplosu' da dikkat çekiyor. Söz konusu haritada hangi illerin yüzde kaç 'Kürt içerdiğini' gösteren bir istatistik dahi var.

Yani kısacası, iş bir Hitler bulup, iktidarı ele geçirme noktasına kadar gelmiş...

Kilde: kanal7.com - Kemal Doğan'ın haberi


9/8/2007 | Kategori: Kurt Sorunu | Yorum ( 8 ) Yorum yaz! Baglanti

Milliyetçilik mi ırkçılık mı ?

Milliyetçilik mi ırkçılık mı ?
 

Günümüzde abartılmaya çalışılan milliyetçiliğin, balans ayarı olmadığı için ırkçılığa doğru yol almaya başladığı bir gerçektir.

 

Çünkü, ırka dayalı milliyetçilik günümüzde (ulus-devletlerde) artık miadı geçmiş ilaca benzemektedir, hiç kimseye şifa dağıtmadığı gibi bunları kullanan herkesi de zehirlemektedir. Dünyada artık, millete dayalı milliyetçiliğin,ülke milliyetçiliği olarak kendini ifade etme amacı güdülmektedir.örneğin; ulusların ulusu olarak adlandırılan İspanya gibi.

 

Bu anlayışla,Türkiye'de her kim,ben milliyetçiyim diyorsa, öncelikle, nüfusunun % 40 açlık ve yoksulluk sınırında yaşamak zorunda bırakılan ve GSMHnın 5.000 $ altında olduğu insanlarımızın sorunlarını çözmeye yönelik çaba sarf etmesi gerekmektedir.Yoksa milliyetçilik üstün ırk, üstün millet olma anlayışı ve kendisi gibi düşünmeyenleri yok etme anlayışı olmamalıdır.Yazımın başlığını da bu nedenle ‘Milliyetçilik mi Irkçılık mı?'diye belirledim.

 

Türkiye muzla buzun aynı mevsimde bulunduğu bir coğrafyadır.Kültürlerin inançların ve milletlerin ayrıca cenneti olabilecek bir ülkedir.

 

Gelin bu cenneti herkesle paylaşmanın en büyük meziyet olacağı anlayışı ile milliyetçilik yapalım.Her vatandaşımıza iç huzur ve refah sağlatarak önce komşularımızla sonra tüm dünya vatandaşlarıyla barışıp güven duyalım ve güven verelim. Aksine ‘Kahpe Yunan, Hain Kürtler, Sapık Ermeniler, Küstah Fransızlar, İkiyüzlü Almanlar' diye düşünürsek milliyetçi değil ırkçı oluruz.

 

Bu yazımı bu cenneti paylaşma ve cennette eşit yaşamayı herkes için tahammül edilir hale getirmek için çaba sarf eden TC vatandaşı değerli Ermeni yazar ve gazeteci Hrant Dink'in cenazesinde bir araya gelen ve acıları paylaşan duygulu kitleye ve atılan sloganlara gösterilen ırkçı tepkiler üzerine kaleme aldım.

 

-Hrant Dink mağdur edilmiş ve yaşamına kast edildiği için hepimiz bir ağızdan Hrant Dink'iz dedik.

 

-Hrant Dink ermeni olduğu ve bu nedenle katledildiğinden dolayı hepimiz ermeni'yiz dedik.

 

Kısacası acıları acı çekenlere birlikte paylaştık ki,bu tavırda,Türkiye halklarının Dünya'ya karşı sergilendiği en duygulu ve en medeni bir tavırdır.

Bu tavrımızla da bu coğrafyada her kim kimliğinden ve düşüncesinden dolayı mağdur edilir ve katledilirse, işte bizler, oyuz ve onun yanında olacağız mesajını verdik.

 

Ancak bu anlamlı ve duygulu tavır a karşı gelin görün ki Dink'in katil zanlısı Ogün Samast yakalandığı zaman bazı resmi görevlilerin sergilendiği üzücü tavırlarla bir kez daha üzüldük ve sarsıldık, (Bazı polislerin ve askerlerin katil zanlısı ile bu katilliği övücü gösteren boy boy fotoğraflar.)

Hrant Dink'in şahsında cenazesinde birliğin beraberliğin sergilenmesine karşı yolunu şaşırmış ve milliyetçilik maskesine bürünmüş ırkçılarda sanki misilleme yaparcasına

-Hepimiz Türküz

-Hepimiz Ogün'üz

diye karşı gösteriler düzenlediler. Sanki kitle Türklüğe ve Türk'e karşıymışçasına tavır sergilediler.Evet hepimiz Türk'te olabiliriz ama (Ogün Samast) katil asla olamayız. Ve olmamalıyız.

 

Biz Dink'in düşüncelerine ve gerçek demokrasi mücadelesine saygı duyduk,oysa onlar Ogün Samast'ın kanlı eline sahip çıktılar. Biz Dink'in barış kokan mürekkebine ve satın alınamayan kalemine sahip çıkarken onlar ise Ogün'ün ölüm saçan silahına ve vahşi eylemine sahip çıktılar.Tüm bunlara rağmen çok acıdır ki hiçbir Cumhuriyet Başsavcısı da suç ve suçluyu övmekten (Ogün ve cinayeti) kimse hakkında adli bir soruşturma açma gereği bile duymadılar veya cesaret edemediler,gelin sapla samanı artık birbirinden ayıralım,kimi neden ve nasıl öveceğimizi,kınayacağımızıda artık öğrenelim.

 

Türk, Kürt, Ermeni, Çerkez, Rum, Arap… olalım. Hepimiz farklıyız ama birbirimizden ayrıcalıklı ve üstün değiliz.

 

Farklılık üstünlük değil, eşitlikte güzelliktir.Çünkü;insanların ortak noktaları farklılıklarıdır, meziyetleri ise bu farklılıklarla yaşamasını istemek ve becere bilmektir. Mensubiyetimiz ne olursa olsun unutmayalım ki suçlu siyahlar ve beyazlarda aynı cehennemde yanacaklar.

Gün, artık ırkımızla değil,aklımızla öğünme günü olmalıdır.

1.04.2007

ÖTEKİ

HADİ GÜMÜŞ

http://www.kurdinfo.com/nivis/hadi_01.htm


2/6/2007 | Kategori: Kurt Sorunu | Yorum ( 1 ) Yorum yaz! Baglanti

<<Önceki Sayfa |1/2|

Image Hosted by ImageShack.us
<



<Technorati Profile

Site Ekle Bu Site siteekle.info Arama Motorunda yer almaktadır. Kaliteli ve seri aramalar için www.siteekle.info 'yu denemelisiniz. Türk yapımı en büyük ve en hızlı arama motoru konumundayız. Bu arama motorunda aradığınız her şeyi bulabileceksiniz: Son ziyaretçi gönderen üye siteleri : ntvhaber çiçek mirc kardelen script oyun radyo tatilde mircnet mavihayat haber mirc bunlardır. Aradığınız her şey'i bu arama motorunda bulabilirsiniz.www.ntvhaber.org kardelen Son ziyaret edilenler listesi ise: tahir dinç otel forum sitene haber ekle www.wptr.net yarfm.com oyun.name.tr dini sohbet site ekle mirc sohbet turkradyo sohpet dj ingilizce chat islami sohbet reyting ismail yk sevgi husran aşk sözleri cafesohbet mynet sohbet güzel sözler chatfox.name.tr kapadokya nursohbet site ekle habertatil.net hepsi ve daha fazlası aşk öyküleri hosting zurna ucuz tatil www.sohbet.name.tr bu arama motorunda, sizde barbie oyunları sitenizi admin onayından hemen sonra yayınlatabilirsiniz. cappadociaa.com www.tatil.name.tr Siteekle.info web sitelerinizi ücretsiz tanıtma aracıdır. komik oyunlar siteekle tatilde.org kelebek mirc24 haber tatil son hit yollayan web sitesi budur. www.habertatil.net ve dahası da aynı zamanda ve www.sevgi.name.tr tatil şunlar mevcut interaktif onayla kelebek script wordpress temaları www.otelforum.com sitelerinin yanı sıra son zamanlarda www.mavihayat.net çok aktif ziyaretçi çeken sitelerde şunlardır. konya chat otox penis büyütücü siteleri ve www.cafesohbet.net onayla.com sitene haber ekle bakır boru siteekle.info arama motorunu takip etmeye devam edin. sivas Türkiye'nin en büyük www.tatilde.org sohbet sitesinden sizde www.site-ekle.name.tr haberlere ulaşınız. veya sivas sektör muhabbet siteekle.info yolu.org yivs kıralık sunucu otelforum.com istanbul otogaz mavi hayat tuğla kiremit kompresör www.oyun.name.tr inşaat şirketleri saç ekimi link ekle tuğla netoxi.net rss dizin siteekle ışık sürücü kursu lazerkesimi.net lpgotogazci.com isinled.com tatil blog sevgishop tuningmarketi.com izka yapı site ekle

Site Ekle Türkiye Web Site Ekle Link Ekle Link Ekle Sektör Rehberi

Site Ekle dir.wptr.net kendi alanlarında en kaliteli blogların listelendiği blog dizin sitesidir. Bu dizinde yer alan bazı kaliteli siteler kurallara uyduğunda bu alanda yer alırlar. Bazı kaliteli blog siteleri şunlardır : Tatil Blog - Tatil.name.tr - mIRC24 - Saç Dökülmesi - Sohbet - Ereğli - Haber Tatil - Mirc.name.tr ve Tatilde siteleridir. Genel kategorisinde ise RSS Dizin - Otel Forum ve Ntvhaber en iyilerden birisidir. Aynı zamanda dileyen web tasarımcılar Sitene Haber Ekle linkini kullanarak sitelerine haber ekleyebilirler. Bu site Wptr hizmetidir.

Site Ekle , Dizin Genel dizin site ekle - reklam - Kadın Dizin , Web Ajani site ekle,sitelerdeara.com span id=SITEMEKLE>site ekle Gazetelinki.com Site Ekle siteekle.org Hitbu-Site ekle AlemToplist,Toplist,Site Ekle,Hit Kazan,Sesli Sohbet,Sesli Chat, Türkiye Web Site Arama Portalı-Ücretsiz Site Ekle
Haber Elif site ekle toplist
Link Ekle Site Ekle Google Pagerank Checker Pagerank site ekle Pagerank